16 Haziran 2011 Perşembe

Pazar Kültürü



     Bugün annem ile Erenköy perşembe pazarına gittik. Kendi içinde yeni bir dünya. Hatta gittiğim en büyük pazar diyebilirim. Ucu bucağı yok. Ataşehir' de böyle bir pazar alanına sahip değiliz. Cumartesi kurulan bir pazar var fakat küçük ve alabilecekleriniz çok sınırlı. Bu yüzden her sene bir defa annem ile Erenköy'de kurulan pazara gideriz. Meyve, sebze, çatal, bıçak, tabak, kolye, küpe, penye, don, külot... Ne ararsan mevcut.  7 den 70 e her yaştan, her sosyo-ekonomik statü den insanı görmek mümkün. Satıcılar da öyle söylendiği gibi avaz avaz bağırmıyor. Alışveriş merkezinde daha fazla tacize uğruyor insan. Sürekli başınızda dikilen birisi yok pazarlarda. Daha rahatsınız. Süslenip gelen kadınlar yine var ama salaş gelenler de çok.


     Gitmeden önce liste yapmanıza da gerek yok. Orada ne hoşuna giderse, neyi beğenirsen çok da cüzi bir miktara alabiliyorsun. Biz bugün pul biber de aldık, garip bir çaydanlıkta. Zaten her şey iç içe. Bir mağazadan çıkıp diğerine girme durumunuz yok. Kafanı kaldırıp bakıyorsun ve beğenirsen satın alıyorsun. Daha az kapitalizm kokuyor buralar. Bana gelince, evet yapmam gerekeni yaptım; 3 çift çorap aldım ve sadece 5 tl. Zaten çorap dediğin pazardan alınmaz mı?